Gepgeniş bir odada, herkesten habersiz çıkmışım ben bu kadınlardan birinden, Hangisi bilmiyorum inanın ki, 10 kadın birden doğurmuş bendeniz bu gayrimeşru çocuğu. Bilirsiniz ya baba kavramı dahi yok hayatımda. Hepsi annem annem, diye eğlenirdi benimle. Hepsi işinde birbirinden iyi birer fahişe... Artık hangisi gerçek annem bilmiyorum. Bana sorarsanız hiçbiri…
Yasak aşkın hayat damarında utana utana çağlamaya başlayınca ergenliğimin nehri, Aile dediğim kadınlar da, o ne yediği belirsiz adam da keyif aldı gençliğimi taciz edilmekten, "Vay Vay... Küçük orospu büyüyor!" diye oramı buramı mıncıklayan buranın müdavimi evli barklı adamlar, dahasını isteyip de zapt edilen adamlar, ve dahası… Belliydi belki de geleceğim.
Nihayet reşit olup kaçıyorum, dediğimde sıcak demirle boynuma vurulan damga ve beraberinde yediğim dayak hatırlattı bana defalarca söylenen o uyarıyı
"Sakın kaçmayı düşünme annem“
Defalarca kaçıp kasabada sığınacak yer aradım ama boynumdaki lanet izi gören herkes toplaşıp, dövüp geri attı beni o aptal hapishaneye.
ZORUNDAYDIM. ölmek, karşı koymaya çalışmaktan iyiydi. Ama ona bile izin vermediler. Kaderim, Beni doğurmaya karar veren o fahişenin bizzat elleriyle baştan sona yazılmış gibiydi.
Haykırdım! ”Ben bu değilim, hiç olmadım, bedenim bana ait”… Ama Yardım çığlıklarım, Onların kahkahaya boğduğu esprilerden ibaretti Sadece.
Neyse ki, Bugün tüm bu gereksizler ölecek. Aylarca planladım ve sonunda günü geldi.
Kasabanıza elveda deyin ey ahali!
Bugün zehirlenmeyen bir tane hayvan evladı kalmayacak!